Çevre farkındalığı yaratıyoruz!

Jeotermal projesi


20/5/2015 - 12:41

ZORLAMALI  JEOTERMAL

SONDAJA  HAYIR!

14 Ekim 2017 tarihinde basında, İstanbul’da, Validebağ Korusu’nun da içinde bulunduğu 19 alanda jeotermal kaynak ve doğal mineralli su aramak için “Bozyazı Körfez Turizm ve İnşaat A.Ş.” adlı bir firmaya İstanbul Valiliğince jeotermal su arama izni verildiği haberleri yer aldı. Habere göre, “sözkonusu alanlarda 1.000 ila 3.000 metre derinlikte sondaj kuyuları açılacak” ve yeraltında bile var olmayan jeotermal su çıkarılacağı duyuruldu. Haberin devamında “elde edilen jeotermal suyla kentsel (rantsal) dönüşüm kapsamında yapılan 2 milyon konutun ısıtılacağı” bildiriliyordu. Validebağ Gönüllüleri olarak bu habere sosyal medyada anında tepki verdik. Bunun üzerine firma, “Validebağ içinde değil, çevresinde sondaj yapılacağını” açıkladı. Jeofizik ölçümler yapılmadan, yani sondaj derinliği belirlenmeden arama ruhsatı verilmiş olması ve sondaj derinliğini belirten haberler yapılması manidar. Valilikten ruhsatın iptal edildiğine dair bir açıklama gelmedi. 15 Ekim günü Validebağ Korusunda bir basın açıklaması yaparak sondaj kararına tepkimizi ifade ettik. 22 Ekim günü düzenlediğimiz panelde ise konunun uzmanı bilim insanlarının açıklamalarından, jeotermal sondajın uygun koşullar altında ve gerekli proje tanıtım dosyası doğru bir şekilde hazırlanmadan çevresindeki alanda doğal sorunlar oluşturacağını ve yapay depremlere neden olacağını öğrendik. Bilim insanlarınca verilen en önemli bilgi ise “İstanbul’un bu bölgesinde jeotermal kaynak ve doğal mineralli suyun olmamasıydı”.

Öyleyse, yapılmak istenen sondajın amacı ne olabilirdi? Tabii ki, söz konusu alanları rant amaçlı olarak işgal etmek, buralarda yapılaşmanın önünü açmak.

Doğal sit alanı olan Validebağ Korusu’nda sondaj yapılması demek, Koru’nun delik deşik edilmesi, dökülecek betonla, çıkarılacak çamurla bitki örtüsünün tahrip edilmesi demektir; Koru’daki canlıların yaşam alanlarının yok edilmesi demektir. Sondaj sonucunda çıkartılacak yer altı suyunun başka yerde kullanılması demek, Koru’daki ağaçların ve bitki örtüsünün kuruması demektir. Kısaca KORU’NUN YOK OLMASI DEMEKTİR.  Sadece Validebağ Korusu'nun içinde değil, yakınlarında yapılacak sondaj faaliyeti de, Koru'nun yeraltı sularına ve dolayısıyla Koru’ya zarar verecektir.

Çeşitli illerdeki benzer girişimlerde, “yapılan lisans başvurularının çevreye etki değerlendirme (ÇED) sonuçları açısından da incelenmesinin zorunlu olduğu” yönünde bilirkişi raporları ve mahkeme kararları bulunmaktadır.

İstanbul Valiliği’ne "sondaj izni verilip verilmediğini" sorduğumuzda, vermediklerini belirttiler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sorduk, konuyu kendisine bağlı olan İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne sordu. Klasik bir oyalama taktiği ile karşı karşıyayız.  Madem hiç kimse sondaj izni vermedi, bu haberler nereden kaynaklandı? Bu basit sorumuza cevap bekliyoruz.  Ama kim ne derse desin, biz Validebağ Korusu’nda ve yakın çevresinde herhangi bir nedenle sondaj yapılmasına karşıyız ve böyle bir girişime asla izin vermemeye kararlıyız.

VALİDEBAĞ  GÖNÜLLÜLERİ

 

Validebağ Korusu’nda Rant Tehditleri Devam Ediyor

 

Validebağ Korusu'nun ve içindeki binaların öğrenci ve öğretmenlerin verem hastalığına yakalanmalarını önlemek amacıyla kullanıldığı yıllarda hastaların güneşlenmesi için, sonrasında ise çeşitli aletlerin onarıldığı atölyeler olarak işlev gören binalar, 2000'li yıllarda kullanılmaz hale gelmiş ve mezbelelik bir görüntüye bürünmüştür. 2016 yılında Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Koruma Kurulunca da onaylanan proje uyarınca "RESTORE edileceği" gerekçesiyle YIKILMIŞ olup, ASLINA UYGUN OLMAYAN YENİ YAPI  tamamlanmıştır. Validebağ Gönüllüleri olarak, bu binaların mezbelelik görüntüden kurtulmasını olumlu bulmakla birlikte, ticari amaçla kullanılmalarını onaylamıyoruz. Binaların kültür, sanat, eğitim amacıyla kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu görüşümüzü 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'na, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ve Öğretmenevi Müdürlüğü'ne yazılı ve sözlü olarak defalarca bildirdik. Ayrıca gerek elektronik ortamda, gerek ıslak imza olarak binlerce imza topladık ve yetkililere ilettik. Aldığımız cevaplar, bir kamu yetkilisine yakışmayan, sorumluluğu başkalarına yıkmaya çalışan, halkın ve sivil toplumun beklentilerini yok sayan bir anlayışta idi. I. derece doğal ve tarihi SİT alanı olan Validebağ Korusu'nun daha da fazla ticari amaçlara alet edilmemesini talep ediyoruz. Milli Eğitim'in asli görevi, kebapçı işletmek değil, EĞİTİM'dir. Hazırlanan mutfağa kömür ateşi yakılacak şekilde ocakbaşı düzeneği ve bacası konulmuştur. Koru içinde ateş yakılması, SİT alanını riske atmaktır. Yakılacak ateşin dumanı da çevredeki ağaçlara ve diğer canlılara zarar verecektir. Bu hatadan dönülmesi gerekir. Çevre halkı bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz.

 

Dün sabah bir gazete haberinde, İstanbul Valiliği’nin içinde Validebağ Korusu’nun da bulunduğu 19 alanda jeotermal kaynak ve mineralli su aramak için sondaj yapılmasına izin verdiğini gördük. 1.000 ila 3.000 metre kadar derine inilecekmiş. Yaklaşık 100 cm. çapında kuyular açılacakmış. Yaklaşık 1.000 m2 alanda bitkisel toprak sıyırma işlemi yapılacakmış. Çıkarılacak su, kentsel dönüşüm kapsamında yapılacak olan binaların ısıtılması için kullanılacakmış. Valiliğin bu izni hangi bilimsel araştırmaya, hangi ihtiyaca, hangi gerekçeye dayanarak verdiğini bilmiyoruz. Pazartesi sabahı bu soruları Valiliğe soracağız. Her zamanki gibi suskunlukla karşılanacak olsa da, bu soruları her ortamda sormaya devam edeceğiz. Sosyal medyada bu haberin paylaşılmasıyla birlikte binlerce insan tepkisini gösterdi. Birkaç saat sonra Bozyazı Körfez Turizm ve İnşaat Şirketi bir açıklama yaparak, ÇED başvurusundaki sondaj yapılacak ruhsat alanı içinde Validebağ Korusu’nun da bulunduğunu, ancak Koru içinde sondaj çalışması yapılmayacağını belirtti. Biz bu açıklamaya ihtiyatla yaklaşıyoruz. Öncelikle Valiliğin sondaj iznini iptal ettiğini açıklamasını bekliyoruz. Çünkü Koruda sondaj yapılması demek, Koru’nun delik deşik edilmesi, bitki örtüsünün tahrip edilmesi demektir; Koru’daki canlıların yaşam alanlarının yok edilmesi demektir. Sondaj sonucunda çıkartılacak yer altı suyunun başka şekilde kullanılması demek, Koru’daki ağaçların ve bitki örtüsünün kuruması demektir. Kısaca KORU’NUN YOK OLMASI DEMEKTİR.  Sadece Validebağ Korusu'nun içinde değil, yakınlarında yapılacak sondaj faaliyeti de, Koru'nun yeraltı sularına zarar verecektir. Bu kararınızın sonuçları hakkında bir fikriniz var mı?

Validebağ’da sondaj yapmak gibi akıl dışı, mantık dışı, bilim dışı kararın gerçek sahibi her kimse, hangi kurumsa, kendilerine şunu söylemek istiyoruz : Siz beğenseniz de, beğenmeseniz de Validebağ Korusu I. derece doğal ve tarihi SİT alanıdır ve öyle kalacaktır. Burası babanızın çiftliği değildir, her istediğinizi yapamazsınız. Aklınıza estiği zaman dozer ya da testere veya sondaj makinesi gönderemezsiniz. Canınız çektiğinde sağına soluna kafeler, kebapçılar, yollar açamazsınız, binalar konduramazsınız.

VALİDEBAĞ  KORUSU’NU  RAHAT  BIRAKIN.

 

Validebağ Gönüllüleri

 

E-Posta aboneliği
Validebağ Gönüllüleri | ©2019